Emziren Anne: kanguru
kanguru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanguru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mart 15, 2015

Slingden Kanguruya Geçiş

Sling Wrap'le yaşadığım aşkı defalarca burada da bahsettim. Murat doğduğundan beri benim hayat standartlarımı yükselten bir gereç oldu. Hem Murat'ın hem benim uyku ve yemek düzenimizi kurabilmemizi sağladığı gibi; ilk aylarda bebeğin ihtiyacı olduğu anne kokusunu ve güven duygusunu da bu şekilde sağlamış olduk.

Hem Murat mutlu oldu hem ben kısacası. Yalnız Murat'ın 5 aylık olduğu şu günlerde artık fark ediyorum ki wrap'in yetersiz kaldığı bazı durumlar söz konusu olmaya başladı. Öncelikle Göksel wrap'i bağlayamıyor:) Bir türlü öğrenemedi , öğrenmek istemedi. Ama "bebek giyme" heveslisi bir baba. Dolayısıyla onun şanına (!) yakışır bir taşıyıcı bulmam gerekti. Zira sling wrap'in 5 metre oluşu, bizlerin bellerimize 3 defa 4 defa dolasak dahi artık kalması, Göksel'i ne onun sağlamlığına (Ya o düğüm açılır gibi sanki Esra, bir defa daha düğüm at!), ne de rahatlığına (Murat nefes alabiliyor mu orda rahat? E ağzı gözükmüyor. Bak bak, kenarını kemiriyor Esra! Yıkadık mı biz bunu aldığımızda?) yeteri kadar inandıramadı. Daha "oturaklı" bir taşıyıcı almalıydık.

Dolayısıyla her konuda olduğu gibi bu konuda da olay şuna geldi: "Esra sen bir bak bakalım; doğrusu nedir? Nerden nasıl bir şey almalı? Sonra konuşalım karar verelim". Ben geneli tarar kaba araştırmayı yapar, seçenekleri eler ve Göksel için rafine bir seçenek tepsisi hazırlarım; paşamla sonra o daraltılmış listeden uygunu seçeriz. Bizim genel olarak aileyle alakalı her türlü seçim süzgecimiz bu şekilde işle. Ben kevgir, göksel tülbent görevi görür :)

 Aradım taradım, sonunda Türkiye'de alınabilecek iki seçeneğe eledim Ergobaby'nin klasik modellerinden biri ya da Boba 4G. Ergobaby eski bir marka. Ama nedense geçenlerde çıkarttıkları 360 ile yarattıkları reputasyonu biraz zedelemişler; şaşırdım. 360 modeli normal modellerden farkı bebeğin yüzü dışarı dönük olarak da taşınabilir olması.

Ama bebek taşımaya başlarken ilk söylenenlerden biri bebeğin yüzünün dışa dönük olarak taşınmasının tavsiye edilmiyor oluşu. Sebeplerini tuniko.com'da detaylarıyla okumak isteyebilirsiniz ama kısaca bebeğin aşırı uyarılmasını ve omurgasının doğal C şekline aykırı bir pozisyon olmasını söyleyebilirim. Yani bebeği önde, arkada ya da yanda nerde taşırsak taşıyalım hep kendimize dönük taşıyoruz. O zaman da 360'ın çok da bir anlamı kalmıyor. Çünkü Ergobaby klasikler zaten geri kalan fonksiyonları açısından 360 dan farksız.

Boba ise hem tasarım hem kullanılan materyal hem hafiflik hem de taşıma kolaylığı açısından, bence çok iyi bir taşıyıcı. Satın almasam da kullanma şansım oldu ve son derece memnun kaldım.

Çok arada kaldık Göksel'le Ergobaby mi Boba 4G mi derken bir şekilde 2 gün içinde evimizde kendimizi Ergobaby Chai Mandala Organik Taşıyıcı ile bulduk :) Tek pastel bir renk istiyordum, tam ona göre bir taşıyıcı bulduk :)

Tam da istediğimiz gibi hem benim he de Göksel'in rahatlıkla kullanabileceği bir taşıyıcı sahibi olduk. Aklım Boba 4G'lerde çooook kalsa da bunu da çok beğendim :) Ama bu gidişle evimizde taşıyıcı merdiven altı satış tesisi yapabilecek bir potansiyel gördüm kendimde.

Millet oğluna papyon, kızına tütü alır biz taşıyıcı alıyoruz arkadaş:)

Bu da çiçeği burnunda bebek giyen baba. Kameralara poz vermek istemeyip depar atsa da kendisini uzaklaşırken yakalayabildik.


Şubat 21, 2015

Canım'la Can'ımda gezinmeler

Moda candır. Moda canandır. Moda olgunluğum, avareliğim, keyfim, huzurum, zamanın yavaşladığı günlerimdir Moda. Her gün iş gereği Kadıköy'e gider rıhtımdan başlayan günümün bir köşesinde Moda'ya amaçsız da olsa bir yürür inerdim. Spor olsun, nefes olsun diye. Olurdu da nefesim. Aklımı tırmalayan ne varsa, her neyse şeytan tırnağı gibi fırlayan beynimde söküp alırdım kanatmadan, rahatlatırdım kafamı, nefesim olurdu cidden.

Neydi Moda'yı bu kadar yetkin kılan? Bilmem. Ben yürürken yolda semirmiş, kocaman göbeği olan sokak köpeği sevmeyi; hem Arnavut kaldırımda yürüyüp hem çok yaşlı ağaç görmeyi; hem bisiklet sürene hem yayaya hem arabaya alışkın caddelerde yürümeyi; hem bahar günü koca koca kürküyle makyajıyla yapılmış saçıyla başıyla gezen kokona pinpon teyze görmeyi hem de zibidi liseli görmeyi seviyorum herhalde. Bunların hepsi bana rahatlık veriyor.

Geçen hafta buz gibi soğukta bir arkadaşımla buluşmak için gittik ailecek Moda'ya. Murat da sevdi herhalde ki 3,5 saat bize müsaade etti. Uyudu uyandı, emzirdim ama gık demedi sağ olsun:) "Eski dostlar biraz sohbet etsin, günah bu zavallılar da azcık insan görsün" dedi yavrum :)

Bugün de Moda'da oturan ve Murat'tan 2 ay büyük oğlu olan başka bir çift arkadaşı ziyarete gittik. Önce buz gibi kar altında geçen bir haftanın sonunda açan güneşi yakalayalım ensesinden diyerek yürüdük uzun uzun bebeklerle. Puseti arabaya koyduk; 4 büyük 2 küçük kangurularla gezdik, çok da rahat oldu. Puset Annesi ve/ya da Sling Annesi yazımda değindiğim mevzuya dönecek olursak, kanguru böyle gezintilerde öne çıkıyor oldukça. Özellikle Moda'nın dar ve yer yer köpek pisliğiyle bezenmiş mayın tarlası gibi kaldırımlarını düşünecek olursak, kangurunun manevra kabiliyetinin pusete oranla daha yüksek olduğunu söylemeliyim:)

Sonra oğlanların biri açlıktan öbürü de uykusuzluktan bitap düşünce evlerine geçtik ve boynumuzun borcu olan oğlanları tatmin etme kısmına geçtik günümüzün ( ne zaman bitiyor ki o kısım zaten :) ).

Eve döndüğümüzde yorgun ama çok sakin, mutlu, huzurlu bir dinginlik vardı 3'ümüzde de. Murat bile akşam banyosundan sonra onu uyuttuğumda pek itiraz etmedi; daldı uykusuna ve annesine bu satırları yazma aralığı müsaade etti.

Hem Moda hem de ben son buluşmamızdan beri çok değişmiştik ama neyse ki en yakın arkadaşım gibi Coğanam gibi, aradan uzun zamanda geçse bıraktığımız yerden başlayabildik. Ne aradan geçen zamanı sorguladık; ne birbirimizdeki değişiklikleri. Moda Murat'ı kabul etti hemen, iç titreten rüzgarını kesti köşeyi dönünce güneşinin sıcağında kucağımda uyuttu kuzumu; ben de nerde teyzelerim, nerde pinponlarım hep zibidi olmuş buralar demedim ona. Her zaman yaptığı gibi yaptı, zamanımı yavaşlattı nefesim oldu bugün:)

Bu gece herkes bir düşünsün bakalım; hangi semt, hangi sokak, hangi şehir sizi bu kadar sever, sizi bu kadar çeker, özler? Sonra da ilk iş yarın, bu hafta, bu ay, oraya geri dönün:) Bu da benden size akşam sefası:)

Ocak 29, 2015

Puset Annesi ve/ya da Sling Annesi

Böyle bir ayrım varmış arkadaşlar. Akademik literatürde çarpışan teoriler gibi, çarpışıyormuş bu iki akım. Pusette bebeğiyle dışarı çıkamaktan keyif alanlar ve taşıyıcıyla dışarı çıkmayı tercih edenler birbirlerine omuz üzerinden bakıp dudak bükerlermiş a dostlar.

Ben daha önce yazdığım gibi Murat'ı evde wrap slingle taşıyorum zaman zaman. O da alıştı bu şekilde gezmeye. Ama dışarı hava almaya çıkarken arabada ana kucağında uyuyakaldığı için aynen alıp pusetine takıyoruz; dolayısıyla pusette gezdiriyorduk. 

Sonrasında geçenlerde bir anne blogunda rastgeldim bu ayrıma. Düşündüm bizim durumu. Valla Murat Batman gibi, çocuk evde ayrı muamele istiyor dışarda ayrı :) Zaten son günlerde şu 14. -19. hafta atağını yaşıyoruz, evde onu taşımaktan belim çıktı. Dolayısıyla adamın uyumadığı zamanının çoğu benim kucağımda geçer oldu son 2-3 gündür. 

Bugün kafamda bu konu da var; dışarı çıkmadan dedim ben taşıyıcıyı da alayım. Uyanırsa pusetten alırım kucakta taşırım. İndik sahile. Hava mis. Ne sıcak ne soğuk, hafif bir ayaz:) Tam benlik hava aslında. Çok özlemişim alıp okuyacak bir kaç şey, bir yere çöreklenip saatlerce kalkmamayı. Bakalım ne zaman kısmet olacak.

Neyse, iyi ki de almışım. Murat uyudu uyandı, bir süre daha dayandı ana kucağında ama öyle yattığı yerden etrafa hakim bir görüşü olmadığı için derhal kendisini gözetleme kulesinin tepesine almamı buyurdu bana. Ben de çıkardım taşıyıcıyı aldım kucağa beyimi. Gittim puseti de arabaya koydum. Pek rahat oldu. İki elim bana kaldı; içim kazındı, tost yiyip su bile içtim Murat kucaktayken:) Kısacası evdeki konforu yakaladım:) Kendi kendime söylendim, "e be Esra, ne demeye yoruyordun kendini koca pusetle" diye. "Bundan sonra varsa yoksa kanguru !" ....dedim ve Murat esnedi. 
Bu bir. Oh ya süper. Murat burda uyur bile. Biraz da şöyle yürüyeyim. Murat yine esnedi. Bu iki. Ah çok iyi temiz hava nasıl da iyi geldi. Hemen uyuyacak herhalde. Normalde evde 3. ile 4. esneme arası uyur. Bakalım burda da öyle uyuyacak mı?

...

Sonuç: 4. esnemeden sonra Murat uyudu evet ben henüz acemi olduğum için bu havaya göre çok sıkı giyinmişim. İkimizi bil sırılsıklam edip terden hasta etmemek için koştura koştura arabaya gittim ve eve döndüm. 

Mnayaklığımı fotoğraftan da görün diye koydum. Çocuğun kıyafetinin üstüne polar tulumu giydirmişim, üstüne kanguru. Üstüne yün atkımla sarmışım ikimizi de. Ben onun üstüne bu pofuduk montumu giymişim ve kafada yün bere. Bir de yürüyüşten dolayı vücudun harareti eklenince buyrun size hastalık reçetesi. 


Kıssadan hisse: Dışarı çıkarken 3728873 tane çantayla çıkan ebeveynlere güldüğün zamanları hatırla. Titre ve af dile kadın!