Kalamış'ın sakinliği ve yeşili içinde bahçenin kapısından girdiğin anda başlayan bir yumuşama olurdu bedenimde. Bahçede apartman sakinlerinin sevgiyle büyüttükleri yavru kediler karşılar beni ve peşimden ayrılmadan kapıya kadar eşlik ederler. Tabii ki, kapıdan benimle içeri fırlayıp hemen giriş katında bulunun Annezen'e benden önce dalıvermeye çalışırlardı:)
Sonra Ayça beni kapıda karşılar ve dersten önce oradaki diğer arkadaşlarla mutlaka kısa bir sohbet ederiz. Yogaya geçtiğimizde ise gerçekten kanımın daha hızlı aktığını, aldığım her nefesin daha da fazla hücreye hayat verdiğini hissederdim. Gerçekten her nefesi hissederdim.
Ben hamile yogasına başlamadan evvel, burada daha önce de bahsettiğim yoga hocası arkadaşım Yelina'yla konuştuğumuzda, bana yogaya mutlak suretle başlamamı tavsiye etmişti. Ben de saf gibi hamile yogasının (adı üstünde hamileler için olduğunu bildiğim için) tamamen nefes alıp vermekle, 3-5 esneme gevşeme hareketiyle ve bir kaç pozdan ibaret olduğunu varsaymıştım.
Ay ne kadar yorabilirler ki hamile insanı? Kendini zor taşıyor bir yerden sonra bu kadınlar, demek ki zorlayıcı değil gevşetici rahatlatıcı pozlar olmalı.
Heeee canım hee. Bu hayatımın sabiti ya. Hayatımda her şey değişir bu saf şuursuzluk değişmez; benim canım sabitim.
Her yoga dersinden sonra Ayça dersin nasıl geçtiğini sorduğunda söylediğim gibi, "Kan, ter ve gözyaşı içinde!" geçiyordu dersler :) Şaka bir yana, evet, çok çok fazla terlerdim ama her ders çıkışında bir o kadar da rahatlamış hissederdim. Sanki döktüğüm her ter damlasıyla kaslarımda etimde biriken sıkıntıyı ağrıyı da atıyordum vücuttan. Öyle bir meretti bu yoga!
Ondandır ki, sabah kalktığımda başımda ağrı varsa Göksel bana "Bugün gitme istersen" dediğinde "Esas bugün gitsem iyi olur" derdim. Ve dersin ilk 10 dakikasında yaptığımız meditasyon sonrasında ağrıdan eser kalmazdı.
Bana sabahlara kadar nefesin öneminden bahsederlerdi önceden de kulak arkası yapar, "hee ya hee" der geçerdim. Ama nefesin farkına varabildiğinde onun gücünü de anlamaya başlayabiliyorsun. Annezen'in sitesinde şöyle der mesela hamile yogası için ;
"Yogada asana (poz) ve nefes bir bütün. Hareketler nefesle birlikte akıyor. Hamilelik döneminde öğrenilen ‘yoga nefesi’ ve nefes teknikleri doğru nefes alımını sağlıyor; hamilelikle birlikte artan oksijen ihtiyacını karşılıyor; beden ve zihnin dengelenmesine böylece endişelerin yatışmasına yardımcı oluyor"
İşte böyle sihirli bir yer Annezen ! O yüzdendir ki son haftama kadar gittim ve 39. haftam da bile kan ter içinde yoga yapıyordum.Murat doğduktan sonra çok niyetlendim ama bir türlü kısmet olmadı anne-bebek yogasına gitmek. Ta ki bu perşembeye kadar. Geçtiğimiz perşembe günü aylar sonra tekrar Annezen'deydim. Yine Murat'laydık; yine Ayça bizi kapıda karşıladı:) Hatta Murat sesini tanımış bile olabilir ( ki Ayça'ya göre bazen tanıyorlardı) çünkü çok sakindi ve sorgulamadı Ayça'nın onu kucaklayışını:) Murat'la anne karnında yoga yaptığı arkadaşı da oradaydı, aylık olmuştu o da:)
Çok mutlu, çok huzurlu ve çok doyurucu bir saat geçirdik orda. Murat'ın bütün vücudunun çalıştırdık, sakinleştirdik, ve en güzeli belki de beraber şavasana'da yatarken emzirmek oldu. Hamile iken şavanasa pozunda bir elim karnımda bir elim kalbimde olurdum; "huzur bu" derdim. Yok yok, huzur o değilmiş; buymuş:) Artık her perşembe huzuru bir kez daha şavasana'da yakalamaya Annezen'de olacağız Murat'la.
Henüz bebeği emeklemeye başlamamış bütün anneleri davet ediyorum buradan. Mutlaka bebeğinizle yoga yapın!
